Sağlıkçılarda dert çok, bayram yok!

AKP iktidarında gün geçtikçe geriye giden sağlık sisteminin en büyük mağdurlarından olan sağlıkçılar, bu yıl 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlamak yerine sorunlarını gündeme taşıdı.

“Sağlığa genel bakış ve deprem felaketi” başlığıyla bir basın açıklaması yapan İzmir Tabip Odası, sağlık personelinin artan sıkıntılarına ve deprem sonrasında merak konusu olan sağlık tesislerinin durumuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Grup adına açıklamada bulunan İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz“ düşüncesinden “Giderlerse gitsinler” düşüncesine savrulmuş bir sağlık sistemine dönüşmüş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. Tıp bayramı aslında bayram olmaktan çıktı, hesaplaşma gününe döndü. Son 21 yıldır kamu yönetiminde hakim olan tercihler, sağlıkta dönüşüm başlığı altında hastaların müşteri, hastanelerin de birer ticarethane haline dönüşmesine yol açan ve aslında her insanın temel hakkı olan koruyucu ve tedavi edici sağlık hizmetini tümüyle ticarileştiren bir sürece yol açmıştır. Tüm bu süreç, kışkırtılmış bir hasta talebinin kartopu gibi büyümesine, sağlık hizmetinin kalitesinin kaybı ve salt sayılarla ölçülür bir hal almasına yol açtığı gibi, artık hastalar gerçek sağlık hizmetine ulaşamamakta ve sistem ve işgücü bu kışkırtılmayla baş edemez hale getirilmiştir. 3-5 dakikada hasta bakılıyormuş gibi yapılan ve aslında ne koruyucu, ne de tedavi edici niteliği kalmamış bir mizansenle, herkesin bildiği bir gerçek durum salt oy hesapları ile sürdürülmeye zorlanmaktadır” diye konuştu.

“HASTANELER DEPREME DAYANIKLI MI?”

“Hekimlerin yüzde 90’dan fazlasının emeklilik sonrası çalışmaya, hem de emeklilik haklarından kısmen vazgeçerek çalışmaya devam etmeleri, çok vahim bir tablodur” diye devam eden Kaynak, “Tüm sağlık kurumları parasızlık pençesi altında kıvranır haldedir ve buna üniversite hastaneleri de dahildir. Depremde hepimiz, ülkemizin tüm insanları bu enkazın altında kaldık. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülke genelinde 1534 hastane bulunuyor. Bunların 900’ü bakanlığa bağlı, 68’i üniversite hastanesi ve 566’sı ise özel hastane. Bu hastanelerin ne kadarının depreme dayanıklı olduğu konusu, şu anda en önemli gündem maddelerinden birisi olmalıdır. Sağlık meslek örgütleri olarak ülkedeki hastane binalarının depreme dayanıklı olup olmadığına dair bir bilimsel araştırmaların yapılması ve kamuoyu ile bu sonuçların paylaşılmasını istiyoruz. Hastaneler depremde ayakta kalması gereken en önemli yerlerdir ve yapılması gerekenlerde çok bellidir. İzmir’deki sağlık tesisleri bakımından da deprem riskinin tekrar ele alınması gerekmektedir. Zira aşağıdaki listede görüldüğü gibi, hastanelerimizin binalarının bir kısmı oldukça eski binalardır. Bizler bu büyük yıkımın altından çıkacağız ve yeniden bu ülkenin kurulması için, bu ülkenin kurumlarının tekrar canlanması için, elimizden geleni yapacağız. Bunda kararlıyız ve başaracağız” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir